-

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ, TDV yurt yöneticileri ile bir araya geldi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ, TDV yurt yöneticileri ile bir araya geldi. Hizmet politikalarında dikkat edilmesi gereken hususlar ve eğitim felsefemiz üzerine paylaşımlarda bulundu.

Sevgili Peygamberimiz (as) ideal genci, neşeyi ve sürûru Rabbine ibadette arayan genç olarak tarif etmiştir. Ayrıca iffetini koruyan ve kalbi, gönlü camilere bağlı olan kişiyi, mahşerde Allah’ın arşının gölgesinde gölgelendireceğini müjdelemiştir. Kutlu Elçi (as), Allah karşısındaki sorumluluğun bilincinde ve istikamet üzere olan gençleri, ilahi azabın karşısındaki engellerden biri olarak tanıtmıştır. Görüldüğü gibi Hz. Peygamber’in (as) dilinde gençlik döneminin ibadet ve taat ile haramlardan uzak bir şekilde geçirilmesi, temiz toplumun inşası açısından hayati bir öneme sahiptir.

İnsan yetiştirme süreçlerimize kılavuzluk edecek bir ana gaye olmalıdır. Bu ana gaye diğer tüm insani donanımların yönünü ve anlam küresini belirleyen bir özelliğe sahip olmalıdır. Bu bağlamda çocuklarımıza öncelikli olarak “İslam Medeniyet Ülküsü” kazandırmalıyız. Bu ülkü içerisinde gençlerimiz kendi varlıklarını anlamlı hale getirecek sahici işlerin neler olduğunu idrak etmeli ve hikmetle bu yolu takip etmelidirler. “İslam Medeniyeti Ülküsü” onların hayatında neyin değerli, neyin sahici, neyin sahih olduğunu tayin edecek bilinç düzeyine ulaşmalıdır.

Temsil ettiğimiz İslami anlayışın temsilcisi olacak bir insan modelini takdim etmek sorumluluğu bizim üzerimizdedir. İslami değerleri içselleştirmiş, hayata engin ufuklardan bakabilen, onuruna ve izzetine düşkün, hassasiyet ve haysiyet sahibi bir nesli yetiştirmemiz gerekiyor.  Kendi kararlarını alabilecek bilgi ve iradeye sahip, eylemlerinin sorumluluğunu üstlenecek erdemleri taşıyan bir gençlik.  Ancak özünü sahih İslami bilgi ve hikmetle inşa etmiş bireylerin özgüveni ile yarınlara yürüyebiliriz. Bu yürüyüşü usul, erkan ve ahlak ile tezyin etmiş bir nesil ile dini mübin-i İslam’ı temsil etme hakkına kavuşabiliriz.

İslam insanın kıymetine, onun mükerrem bir varlık olduğuna vurgu yapıyor. Vahiy insanı özgürleştiren, onun biricikliğinin altını çizen, ontolojik eşitliği tespit eden bir varlık sahasını işaret ediyor. Vahiy, insanı muhatap alıyor. Tıpkı bunun gibi Peygamber Efendimiz (as) da insanı yüceltiyor. Birine yöneldiği zaman tüm vücudu ile yöneliyor, gençlere ve çocuklara arkadaş muamelesi yapıyor, toplumun alt katmanlarından insanları kritik görevlere getiriyor, mesela onları ordusuna komutan tayin ediyor. Efendimiz (as) oluşturduğu bu çekim alanı ile sahabeden bir “gençlik hareketi” teşekkül ettiriyor. Bu hareketin içinden çıkan insanlar Habeş kralının huzurunda bir diplomat kesiliyorlar, Hicret öncesi Medine toplumunu dönüştürüyorlar, yani öncü bir nesil oluyorlar. Bu süreç, bir kişilik ve özgüven inşa etme süreci olarak çıkıyor karşımıza.

Gençler en fazla modelleyerek öğrenirler. Öykündükleri kişilere benzemek için içten bir çaba gösterirler. Bu sebeple kimi takdim ettiğimiz önemlidir. Gençlerimizi güzel örnekler ile bir araya getirip, onlarla nitelikli zaman geçirmelerine imkan hazırlamalıyız. Öğrenmenin iki uçtan başlatılmış bir süreç olduğunu unutmayalım. Talebenin ve öğretmenin özne olduğu öğrenme ortamları daha verimli olacaktır. Gençlerimiz ne hissettiklerini, ne düşündüklerini rahatça ifade edebilmeliler. FETÖ/PDY’nin eğitim mantığında yakalandığı illetlerden uzak durmalıyız. Aklını kullanan, analitik düşünen ve hür iradesi ile kararlar alabilen bir neslin yetişmesi için çalışmalıyız.

Lider öğrencilerin yetişmesine zemin hazırlayalım, bunlarla diğer öğrencilere arkadaşlık ilişkileriyle olumlu davranış değişikliği kazanılmasına fırsat verelim.

Gençlerimizin önceliklerini belirleme süreçlerine rehberlik etmemiz gerekiyor. Diploma, kariyer, sosyal statü gibi çağımızın ayartıcılarına karşı uyanık olmalarını sağlamalıyız. Öncelikli hedefler arasında iyi insan olmak, dürüst olmak, çalışkan olmak, adil olmak, ümmete aidiyet duymak gibi hasletleri kazandırmalıyız.

FETÖ en büyük tahribatı eğitim modeline müdahale ile yaptı. Aile, millet ve ümmet aidiyetini bitirerek grup aidiyeti ile teslimiyetçi, kulluk özgürlüğünden uzak, köleleştirilmiş insanlar yetiştirdi.

Eğitim sistemimizin veremediği değerleri yurtlarımızda vermeye gayret etmeliyiz. Çalışanlarımızın tamamının üstlerine davrandıklarından daha güzeli ile öğrencilerimize davranmalı, ikili ilişkilere ve doğru dili kullanmaya önem vermeliyiz.

Gençlerimiz ile saygın bir ilişki kurmalıyız. Eğer onların kusurlarına müsamaha gösterip hatalarını uygun şekilde düzeltemeyeceksek bu işi yapmamızın bir anlamı olabilir mi? Gençlik kritik bir yaş dönemidir o yüzden sizlerin yönlendiriciliği de kritik etkilere sebep olacaktır.

Yöneticilerimiz gönüllülük esasına dayalı, mesai ve ücret hesabı yapmaksızın anne-baba şefkatiyle çalışmalılar; çalıştıklarına da inanıyorum. Kutsal bir görevimiz olduğunu bilelim, Rabbimize şükredelim.